25 Temmuz 2012 Çarşamba

Çikolata Soslu Elma

Azra! Benim tatlım bitanem...

Hafta sonlarımın baş tacı.

Arabada arka koltukta Barbie dergisi okuyorduk birlikte, Mayıs 2012  sayısı, 16. sayfa; çikolata kaplı elmalar.

yapalım mı bundan dedi, yapalım dedim. markete uğradık elmaları aldık. iki paket de bitter çikolata.  kasaya koştuk :)


malzemeler kolay,

3 tane elma
240 gram bitter çikolata
hindistan cevizi
3 tane de çöp  şiş


bitter çikolataları benmari usulü erittik. bu arada elmaların tepesine azra çöp şişleri batırdı; gücü biraz yetmeyince benden yardım istedi, çikolataları o eritti. sonra elmaları sosladık. hindistan cevizi yoktu evde ama kurabiye yapmıştım bir gün önce, onu ufalamıştım azıcık ona batırdık süs olsun diye.
mutlu oldu.
bana yetti :)


24 Mayıs 2012 Perşembe

Ne Gibi Kokmak İsterim?

Kokulara karşı çok hassasım. Bazı insanlara da söylemişliğim vardır. Ağzın kokuyor... Ter kokuyorsun diye.
Çünkü bunu bir engel olarak görmüyorum ve söylemekte hiç bir sakınca da yok bence. Çünkü 2012 yılında  yaşayıp bir insanın pis kokması için pis olması gerekir. Pislik de bir engel değil pisliktir :) Her gün duş alan vücudunu kremleyen koltuk altlarına stick-roll on kullanan, kılını tüyünü takip eden, çamaşırlarını değiştiren hiç kimse kokmaz. Kokamaz.

Ağzının içini her yediği şeyden sonra yıkayan ve fırçalayan insanın nefesinin kokması için bir sebep yok. Midesinde bir rahatsızlık mı belllki.
Dişlerini fırçalamayan insanlar var. Dilini fırçalıyor musun sen? diye sorduğum ama cevap olarak dilimi mi yoooo! diyen insanlar gördü bu gözler.Damağını? Yanak içlerini? desem gözleri yerinden fırlar diye sormadıklarım var..

Bir tencere bile yıkarken altını üstünü kenarlarını tellerken ağzın içinden geçen yağlar şunlar bunların kalıntısı olmuyor mu ağızda da yıkamıyor, fırçalamıyor, çalkalamıyoruz anlamış değilim...

Ama bu kokan insanları, tuvaletten çıkarken kapının kolunu selpakla tuttuklarını görmüyor muyum hasbinallaaaaah! demeden duramıyorum.

Şimdi sırada ambarda görevli bi adam var. Ona söylicem. Gittiği yere kokusunu lök diye bırakıyor sanki. Koku değil bir madde bırakıp gitmiş o madde de kokuyu salıp duruyor gibi. Kokunun gerçek bir ağırlığı varmış onu da o adam sayesinde öğrendim hemde öğürdüm.

Neyse işte öyle...

Dün Horozla konuşuyorduk,
-Teninin kokusunu seç deseler ne koksun isterdin? diye sordum.
-Salatalık dedi. Tazecik bi salatalık gibi. Ferah. Hafif. Sen?
-Ben bahçedeki pembe gül gibi kokmak isterdim. Allah'ım o nasıl bir kokudur. Masamdan kalkıp gülün yanına gidip koklayıp geri dönüyorum öyle esanslı öyle güzel bir koku ki! Anlatamam..

Tabii o gülü koklarken ve bir çok şeye bakarken her gün Allah'a hayranlığımdan bağırıp çağırasım geliyor!!!! Allah'ıııııııııııııııım! Sen bu rengi nasıl sağladın böyle nasıl güzel kokuyor bu çiçekler! Bu yeşiller nasıl yeşil! Şu minicik nokta kadar böceğin bile sindirim sistemi solunum sistemi var sistemleri nasıl kuruyorsun! Sen nasıl bir varlıksın!!!! Hayranım!!! diye belki binnnlerce kez düşünmüş haykırmak istemişimdir: "Allahtan korkun laaaaaaaaaan!!!" diye :)
İki kıçı kırık robot yapıyoruz da karşısına geçip vay beee adamlar neler yapmış diyoruz. Gözlerimiz ne kadar alışmış görmüyoruz...

Hadi kaçtım ben.

BıkBıııık!


21 Nisan 2012 Cumartesi

Rumeli Feneri _ Barınak


Cuma sabahı Horozla birlikte evden çıktım , beni babamlara bıraktı. Babamların evinin anahtarları var hala bende. Ancak sadece anahtar olması yetmiyormuş,kapının emniyet kilidinide takmışlar arkadan, sabahın 7 buçuğunda Nünüüüüü kapıyı aç diye seslenmemle uayndı :) Sana kahvaltıya geldim, ama önce uyuyalım dedim :) Uyuduk bir saat.. Uyandık. Apartmandaki komşularla kahvaltı günü varmış, bende gittim tabiiki :) Şaşırdılar beni görünce :)

Cuma günü işe gitmemek güzelmiş. Sadece kendi istediğin şeyleri, aklında iş-güç-hayat... yokken, gençlik başımda duman diyerek yapmak güzelmiş... arabana atladığın gibi arkadaşını alışık olduğun adresten almak güzelmiş!!!
Hürrem; benim canım aradaşım, bıdı bıdı bıdı konuşmalarımı saatler bile sürse dinleyenim, canım ciğerim :)
ve Sarıyer'e gitmek... Rumeli Feneri'ne giden o sakin etrafı yemyeşil aydınlık yolda herşeyden bahsetmek güzelmiş...