31 Ocak 2013 Perşembe

Hamilelikte 11. Hafta Part-2




Her gün böyle kusmak zorunda mıyııııııııııııııaaaaaaaağğğm!!!!

29 Ocak 2013 Salı

Hamilelikte 11. Hafta / Haftanın Şarkısı




11. hafta.

 midem bulanıyor, midem bulanıyor, midem bulanıyor.....

her gün.
nerdeyse her saat.
sabah kalk mide bulantısı akşam yat mide bulantısı, gece uykumdan uyanıyorum yine mide bulantısı. bu sabah içimde yankılanan şarkı, kuluna bırakma sen al canımıııııııııııığ sen al canımııııııııığ!!!

20 Aralık 2012 Perşembe

Minik Bir Civciv mi Geliyor Ne?

Geçen hafta bir sabah Horoz bana bakıp,
-Sen hamilesin! dedi. Gayet sakin ve emin bir sesle. Şaşırdım.
-Nerden biliyosun?
-Bilmem..Öyle hissettim..

Bu güne kadar, adet günlerim hakkında "aman neler oluyor!! " diye telaşa kapılmamışımdır , . Çünkü illa olurum, ya mevsim değişikliğinden gecikmiştir benim adetim ya da stresli bir dönemimdir.. Başka bir sebebi yoktur. Bu seferde umursamadım, gecikti işte, evimizi taşıyoruz, stresliyim, oluyor bana böyle diye geçiştirdim..
İki gün doğum kontrol hapımı almayı aksattığımı hatırlayınca ve Horoz da öyle söyleyince içime bir şüphe düştü..

Hikaye klasik, test alınıri yapılır ve beklenir..Daha 1 dakika geçmeden şak diye ikinci çizgi belirince ne yapacağımı kendimi nasıl hissedeceğimi bilemedim...
Gülsem mi ağlasam mı.....

Sonra Kenanla paylaştım durumu. Aslında bir önceki günden oldukça naneydi aramız. Konuşuyoruz fakat ihtiyaç oldukça, çok resmiyiz.. Kabuğa çekilme halleri. Mesaj yazdım bende,cevap "hakkımızda hayırlısı" !!!! Ne yani böyle bir habere verilecek tepki bu mu!!! Hollanda başbakanı geliyor sanki de "hakkımızda hayırlısı!!" Çok çok üzüldüm, sinirlendim arayıp iki güzel söylememesine.. Sonra ben biraz carlayınca aradı tabii, çok sevindim, bir çocuğumuz olsun istiyordum vs. vs.

Şimdi içimde karma karışık duygular var. Öyle aman da hayallere daldım, ilk günden karnımı seveyim hallerinde değilim.

Hayatımı ele geçirecek.
Artık hep onun istekleri olacak.
Bana bağımlı yaşayan bir varlık; acıktıi kirlendi, gazı var, karnı ağrıdı, hasa oldu aman üşüdü ..........uyudu...
Tatile gidemicez.
Kenanla başbaşa kalamicaz.
Bakımıyla uğraşıcam...
Hep o hep o hep o olacak ben hayatın neresinde olucam!!!
İnsan yetiştirmek ne zor....

Kenan bebekten bahsedince mutlu oluyorum.

Bir de yakınlarımın sevinci beni heyecanlandırıyor.
Halbuki bir arkadaşımın, akrabamın sevdiğim birinin hamilelik haberini aldığımda içime bir heyecan düşerdi benim. Ne tatlı minik bir insan katılacak hayatlarına, canları kadar sevecekleri yavruları olacak, insana bir arkadaş daha...konuşmaya başlayınca ne de tatlı olurlar, bebek kokusu nasılda güzeldir........ gibi onlarca güzel şey geçerken aklımdan şimdi korku sardı içimi;
BEN NE YAPICAM! nasıl başarıcam! korkusu..

Geçer mi bi korku, sevinç sarar mı içimi.. Tıpkı babamın göğsüne  oturan sevinç gibi...

4 Aralık 2012 Salı

her şey bulaşıcı.... hastalıklar, mutluluklar, mutsuzluklar, kahkahalar...

bağışıklık sistemi ne yaparsa yapsın etkilenmeden duramıyor. en çok da hastalıklara karşı güçsüz. mutsuzluklara karşı direnci zayıf.. california üniversitesi psikologları tarafından araştırma yapılmış. araştıramanın konusu,  en çok mutluluktan mı etkilenir insanlar mutsuzluktan mı, duygular sadece empatiyle mi bulaşır yoksa duygu transferiyle mi...

insanların birbirlerinin mutsuzluklarından etkilenme oranı mutluluklarından etkilenme oranından daha yüksekmiş. mutlu olan mutsuz olanın yanında enerjisini kaybediyormuş. koca bir mutlu grup içerisindeki tek bir mutsuz kişi bile tüm grubun mutluluğunu azaltıyormuş.

psikologların önerisi şu; empati kurmak yerine bir adım geri çekilmek, bir süre sonra sorunun sebebini konuşarak öğrenmeyi, yardım için hazır olduğumuzu söyledikten sonra tekrar uzaklaşmak.

 hep mi mutsuzluktan etkileniyoruz. tabii ki hayır ama negatif olan duygular daha baskın daha bulaşıcı.

şu hayatta en güzeli az konuşmak. hem karşındakini çok etkilemiyorsun hem de karşı tarafa karşı yormayan, sıkmayan, huzursuzluk vermeyen olmuş oluyorsun.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Pazar Kahvaltıları

Öyle güzel ki aileyle yapılan pazar kahvaltıları....

Ufaktan bir telaş...

Ekmekler kızardı mı, çay demlendi mi, yumura pişti mi.. derken ev ahalisini uyandırma çabaları, masaya oturunca illa da zeytini beğendim, nerden aldınız demeler, uuuuu! bu bana çok gelir diye karşı çıkmalar ama tabakta da bir şey bırakmamalar...

Pazar kahvaltılarının en sevdiğim  yanlarından biri de sonu, sofrayı toplamadan yapılan muhabbetler, bazen birer sigara tüttürmeler...

ve tabii en sevmediğim yanlarından biri de toplaması... kurarken güzel de toplarken zor geliyor ya hu!

Önceden masada 20 çeşit kahvaltılık olsa 21. çeşide hayır demezdim, masa kalabalık, renkli, çeşitli olunca mutlu olurdum. Şimdiyse en güzel beyaz peynir, en güzel zeytin, en güzel domates, en güzel salatalık, en güzel reçel / bal olsun bir de tereyağı yeter diyorum, haşlanmış yumurta da sakince tabağa gelebilir.. Az çeşit bol miktar.. İnsan denen şeyin tercihleri büyüdükçe değişiyor mu ne...