28 Mayıs 2013 Salı

Gilaboru Deneyimi,Hamilelikte Yaşanan Sıkıntılardan Biri; Böbrekte Kum


Hamileliğinin 28. haftasındayım, 18 Mayıs Cumartesi  günü karnımın ağrısından doğrulamadığım bir gündü..
Cuma günü başlayan sancılarımı; idrara çıkarken yaşadığım sıkıntıyı şimdi hatırlamak bile istemiyorum. Normalde hastalıklar karşısında ilaç almadan olabildiğince savaşmak taraftarıyım ki hamilelikte zaten ilaç kullanmak zaruret halleri dışında yasak; durum böyle olunca doktora gitmeden sabredebileceğim noktaya kadar bekledim ancak dayanılmaz hale gelince ki Kenan defalarca doktora götüreyim? diye başıma geldi sağolsun :) 
_dayanamıyorum, gidelim doktora dedim ve hastaneye gidiş tahlil, nst, hastaneye yatış, serum takılması, antibiyotik kullanım süreci derken bugüne geldim.
Taş düşürmüş olabilirmişim, kum döküyor olabilirmişim .... 
Şimdi antibiyotik kullanmaya devam ediyorum, bunun yanı sıra doktorun defaatle tekrarladığı şuydu; 
GÜNDE en az 2.5 litre su içerek kumu vücudundan uzaklaştıracaksın. 

Bildiğimiz şeyleri uygulamıyorsak nerde kaldı bizim "insan"lığımız...

Kenan, canım kocam,  hastalandığım zamanlarda da sağlığımda bir sorun olmadığında da ihtiyaçlarıma karşı duyarlıdır. Yine öyle duyarlı davrandı; hastalığımla ilgili ne yapılması gerekir, nelere dikkat etmeliyim, ne yemeli ne içmeli öğrenip bana bildirdi. Ayrıca, Gilaboru diye Kayseri'de yetişen bir bitki varmış, internetten vermiş siparişi getirtmiş akşam da bir güzel suyunu içirdi bana...  Tertemiz, genetiğine dokunulmamış, Allah'ın yarattığı orijinalliğini koruyan, tipi de çok güzel olan bir meyve. Daha geniş bilgi için tık :)


Gilaborunun faydaları şöyleymiş;


• Kramplara kas gerginliklerine iyi geliyormuş.Hamilelik sürecinde erken doğumu da engelliyormuş bu bitki.  
• İdrar yollarını temizliyor taş varsa taşı eritiyor kum varsa döktürüyor...
• Ödemi atmaya , yüksek üreyi düşürrmeye yardımcıymış.
• Safra taşlarını erimesine faydalıymış, karaciğeri desteklermiş.
• Prostat rahatsızlığına iyi gelirmiş


Her gün içirecekmiş bana suyunu sıkıp sıkıp! 
Bu meyvenin ve meyve suyunun tadını ben çok sevdim...

Bu arada 26. Hafta kontrole gittiğimde bebeğimiz 1080 gramdı :) yaramaz :) içimde kıpır kıpır edip duruyor, hareketleri artık dışarıdan belli oluyor. çok merak ediyorum onu.

İsim konusunda hala kararsızım.

Güneş, Gözde, Duru, Işık, Işıl..... Bakalım ne olacak...

4 Nisan 2013 Perşembe

içime fenalıklar geliyor bebek bakımı konusunu abartıp mırcık mırcık inceleyen kadınlar yüzünden. 

bebeğimizin yiyeceği elmayı seramik bıçakla kesecekmişiz, seramik bıçak sebze-meyvelerin besin değerini kaybettirmezmiş.


uffffffff. 


iyi anne olucam! en iyisi olucam!!! derken detaylarda boğulmuş, yeryüzünde çocuk bakımından başka / çocuk bakımı gibi önemli  başka hiç bir konu yokmuş gibi yaşayan kadınlardan baygınlık geçiricem yeminle.


çocuklarını apartman dairelerinde topraktan uzak büyütür, hormonlu çileklerle besler, alışveriş merkezlerinde dolaştırır, taaaaaaa tepeye çıkarır şımartır .. hastalanan bebekleri için antibiyotik yazmayan doktora "bizimle" ilgilenmedi iyi değil bu doktor der başka başka doktorlara ulaşır antibiyotik yazdırır, marketlerin rengarenk raflarından danoneler taşır mini mini birler çalışkan ikilerimizi sevindirirler. iki üç kadın bir araya gelince de "geçen gün yoğurt mayaladım; ben hiç hazır yoğurt yedirmem şekerim" diye hava atarlar. bu ne yaman çelişki anne!

1 Nisan 2013 Pazartesi



yol arkadaşı, hayat arkadaşı, eş, dost, ana-baba.. karmakarışık roller varmış evlilikte. ben kenan'a arkadaş olmak istedim. dost olmak istedim. eş olmak istedim. sevgili.... her şey olmak istedim.. isterim de...
hayat biraz zor. sorumluluklar, etrafa karşı duyarlılıklar... işler güçler.


güneşli bir gün.
en sevdiğim şeylerden biri vapurla karşıya geçmek.
amaçsız da olsa olur hani.. o denizin kokusu içime dolsun, serinliği yüzüme vursun yeter.


20 Mart 2013 Çarşamba

Hamilelikte 18. Hafta

Dün kontrole gittim. Hamileliğimin 18. haftası. 

Doktor bebeği gösterdi, 250 gram olmuş, anneniz ve eşiniz size iyi bakmış dedi :)

Artık midem sadece sigara kokusu duyduğumda bulanıyor .

Sanırım karnımda arada hissettiğim minik dokunuşlar, bebeğin hareketleri! Sanki içerden birisi hafifçe dürter gibi, içimde arada titreşim olur gibi! Ne tatlı bi his. 

Geçen gün rüyamda bebeği gördüm.

Yatağımızda bembeyaz bir çarşaf serili, ben kendi kendime doğuruyorum. O kadar kolay oluyor ki! Acısız sancısız. Adı üstünde rüya :) İçimden uçuk yeşil pijama giymiş, pijama göğsünün altına kadar çekilmiş :) simsiyah kıvırcık saçları olan bembeyaz yüzlü pembe yanaklı bir kız çocuğu çıkıyor. O kadar tatlı ve sevimli ki!!!Oturuyorum yatakta ve ona diyorum ki;

-Len! Güneş sen misin! Gel tanışalım seninle! Ne tatlısın! 

İçim mutluluk doluyo, onu gördüğüme seviniyorum, tanıştığımıza da memnun oluyorum. Kahkaha atıyorum.

Sabah mutlu uyandım.

20 Şubat 2013 Çarşamba

Azra

Azra, minnoşumuz.

Yanımdan pek ayrılmıyor, kardeşiyle ilgili sık sık sorular soruyor, iş yaparken yardım ediyor, makyaj yaparken izliyor, tv izlerken yanıma uzanıyor, kitap okurken o da kitabını eline alıyor, ben birşeyler yazarken bakmışım o da defterini kalemlerini almış yanımda bir şeyler çiziyor...

-Fatoş abla kardeşim senin karnında çişini yaptığı için mi miden bulanıyor?
-Mmmm. Sanırım ondan Azracım. diyorum.


-Fatoş abla, şimdi sen gülüyorsun ya, kardeşimde gülüyor di mi?
-Evet, o da mutlu oluyor.
-O zaman sen hep gül tamam mı!


Koltukta oturuyorum yanıma geliyo, kolumun altına sokuluyo:

-Fatoş Abla ben seni çok seviyorum.
-Bende seni çok seviyorum Azracım.
-Ben hem burda mutluyum hem annemin evinde mutluyum
-:)

Üzerimi giyinirken/değiştirirken  soyunuyorum, yanımda oluyor, gelip bacağıma sarılıyor ve beni öpüyor. Eğilip bende ona sarılıyorum. Öyle tatlı ki.


Bir çocuk mutluysa o evin neşesi var! Bir çocuk sağlıklıysa o evin huzuru var.

Fotoğraf 2012_Ramazan Bayramı Tatili_