evlilik hallerine alıştım gibi gibi. bana kalsa ben telkin edilmesem dahaaa çooooook zaman alır bu işler ama etrafımdakiler, şöyle yapınca kolay oluyor, bak böyle yaparsan rahat edersin dedikçe ve bunları uyguladıkça rahatlıyorum. bu etrafımdakiler horoz, bir kaç arkadaşım ve nünü....sağolsunlar, hep olsunlar.
iş çıkışı eve gider gitmez mutfağa girmemin benim bir zorunluluğum olmadığını söyleyen Horoz'uma sevgilerimi göndermek geldi içimden :)
-Eve girer girmez mutfağa girmek gibi bir zorunluluğun yok, dinlenmek istersen dinlen, ayaklarını uzatmak istersen uzat, duşunu almak istiyorsan al, benim, hemen yemek!!! diye bir beklentim yok. Senin de bir hayatın var. diyen bir horozum var. İnsan bazen yatmak ve hiç bir şey yapmamak ister, bu isteğini söyle. de diyen bir horoz, canım horoz! :)
evimizi seviyorum. evimizde bana dair izlerin olması benim kendimi oraya ait hissetmemi sağlıyor. mesela ; mutfaktaki bebeğim, mesela su bardağım,eski eşyaları severim, müzeyyen annemden aldığım ve bebeğimin yanında duran su bardağım... :)
17 Nisan 2012 Salı
13 Nisan 2012 Cuma
Lagosun Defni
Evlilik Halleri...
Alışma süreci...
Derken bir de bakmışım 4. ay olmuş...
Dün akşam Nursel Teyzemlerdeydik.
Taşeronlarımızdan birinin İskenderun'dan getirdiği balığın defin işlemleri için bir aradaydık maaile :)
Büyüüük bir lagos balığınn otopsi işleminin ardından büyük iki tepsiye yatırılmak suretiyle önce fırınlanıp, ardından içten bir merasimle defnedilmesi gecesiydi.
Çok güzel bir akşamdı.
Biz. Babamlar. Teyzemler. Anneannemler. Babaannem.
Paylaşmak güzel..
Belki balığa doyamadık ama herkes için de güzel bir akşam oldu.
Bir ara baktık babaannem ve anneannem odaya girmiş dertleşiyorlar.
Anneannem diyor ki;
-Aaaah Fadime Abla.. Biz neler gördük.. Bizimki her tuttuğunu yemeğe-çaya getirirdi.
E kolay mı? Evde 7 çocuk, kayınvalide, kayınpeder bir de gelen giden.. Dinlenmeksizin, durmaksızın iş. Çamaşır. Bulaşık. Temizlik...... Bir de üzerine biraz yoksulluk..
Babamlar kuzenler maça daldılar.
Bir kısım mutfakta..
Bİr kısım odada.
Bir kısım yemek masasının etrafında..
13 yaşam hikayesi.
Alışma süreci...
Derken bir de bakmışım 4. ay olmuş...
Dün akşam Nursel Teyzemlerdeydik.
Taşeronlarımızdan birinin İskenderun'dan getirdiği balığın defin işlemleri için bir aradaydık maaile :)
Büyüüük bir lagos balığınn otopsi işleminin ardından büyük iki tepsiye yatırılmak suretiyle önce fırınlanıp, ardından içten bir merasimle defnedilmesi gecesiydi.
Çok güzel bir akşamdı.
Biz. Babamlar. Teyzemler. Anneannemler. Babaannem.
Paylaşmak güzel..
Belki balığa doyamadık ama herkes için de güzel bir akşam oldu.
Bir ara baktık babaannem ve anneannem odaya girmiş dertleşiyorlar.
Anneannem diyor ki;
-Aaaah Fadime Abla.. Biz neler gördük.. Bizimki her tuttuğunu yemeğe-çaya getirirdi.
E kolay mı? Evde 7 çocuk, kayınvalide, kayınpeder bir de gelen giden.. Dinlenmeksizin, durmaksızın iş. Çamaşır. Bulaşık. Temizlik...... Bir de üzerine biraz yoksulluk..
Babamlar kuzenler maça daldılar.
Bir kısım mutfakta..
Bİr kısım odada.
Bir kısım yemek masasının etrafında..
13 yaşam hikayesi.
13 Şubat 2012 Pazartesi
Sarı Mercedes-Fikrimin İnce Gülü
Evde olduğumuz akşamlar film izliyoruz Horozla.Evde olduğumuz akşamlar diyorum çünkü akraba ziyaretleri, bize gelenler derken bir bakmışız hafta bitmiş...
Bu bir film eleştirileri blogu değil elbette ama Tunç Okan'ın yeni izlediğim iki filminden bahsetmeden geçemeyeceğim...
Önce Sarı Mercedes'i izledik.. Adalet Ağaoğlu'nunFikrimin İnce Gülü romanı ve Tuç Okan yönetmenliği...
Ankara'nın bir köyünden Almanya'ya çalışmaya giden ve orada çöpçülük yapan İlyas Salman yani Bayram...
Gözünden bile sakındığı arabası Balkız.
Geride bıraktığı Kezban.
Bayrm Almanyada yemeden içmeden biriktirdiği parasıyla sarı bir Mercedes alır. Onunla Türkiye'ye gelir.. Gümrükte yaşananlar, arabasına olan aşkı, yolda giderken özlediği köyü ve yaşadıklarının hayali...
Bayram, Almanya'ya giderken sevdiği kızdan hiç de üzülmeden ayrılıyor. Geri dönüşünde onu bulacağından çok emin......
Uyruksuz ve ikametsiz bir insan olduğumuzu düşünerek izledik filmi. Bakan gözün tarafı olduğunda işin içine duygular girip objekliflik yitiyor çünkü. Trafik kazaları örneğin, alışık olduğum gözlerle baktığımda filmde aslında bizi anlattığını göremiyorum.. Çok sık mesafalerde yapılan kazalar.. Alışmışız yılda bilmem kaç bin kişinin trafikte hayatını kaybetmesine... Düşünebiliyor musunuz yılda 570 bin küsür insan ölüyor bir ülkede !! Hastalıktan değil, doğal bir afetten değil, insandan!!! Tunç Okan buna değinmiş aslında filmde çokça...
trafik kazları hakkında detaylı bilgi için tık.
Yol kenarında piknik yapan insanlar.. Kocaman erkeklerin el kol şakaları..
Feribota biniş ve inişlerde yaşananlar...
Sarı bir Mercedes'in Solmazlara don indirttiği gerçeği...
Arabaların armalarının bir zamanlar çalınır olduğu... Memleketimde hırsızlık da var çok şükür (!)... Araba arması nedir! Onu neden çalarlar..
Değnekçiler... Gerçi İspark'ın gelişiyle İstanbul'da azaldılar ama yok değiller.. Gel gel gel !! der 5 lirayı beğenmez 10 lira verirsin ama arabana da göz kulak da olayım demez bu adamlar. Tuhaf bi meslek.
gibi gibi gibi...
İzlemenizi tavsiye ederim.. Aman Türk filmi, hiç sevmem yaklaşımından uzak, objektif gözlerle....
Bu bir film eleştirileri blogu değil elbette ama Tunç Okan'ın yeni izlediğim iki filminden bahsetmeden geçemeyeceğim...
Önce Sarı Mercedes'i izledik.. Adalet Ağaoğlu'nunFikrimin İnce Gülü romanı ve Tuç Okan yönetmenliği...
Ankara'nın bir köyünden Almanya'ya çalışmaya giden ve orada çöpçülük yapan İlyas Salman yani Bayram...
Gözünden bile sakındığı arabası Balkız.
Geride bıraktığı Kezban.
Bayrm Almanyada yemeden içmeden biriktirdiği parasıyla sarı bir Mercedes alır. Onunla Türkiye'ye gelir.. Gümrükte yaşananlar, arabasına olan aşkı, yolda giderken özlediği köyü ve yaşadıklarının hayali...
Bayram, Almanya'ya giderken sevdiği kızdan hiç de üzülmeden ayrılıyor. Geri dönüşünde onu bulacağından çok emin......
Uyruksuz ve ikametsiz bir insan olduğumuzu düşünerek izledik filmi. Bakan gözün tarafı olduğunda işin içine duygular girip objekliflik yitiyor çünkü. Trafik kazaları örneğin, alışık olduğum gözlerle baktığımda filmde aslında bizi anlattığını göremiyorum.. Çok sık mesafalerde yapılan kazalar.. Alışmışız yılda bilmem kaç bin kişinin trafikte hayatını kaybetmesine... Düşünebiliyor musunuz yılda 570 bin küsür insan ölüyor bir ülkede !! Hastalıktan değil, doğal bir afetten değil, insandan!!! Tunç Okan buna değinmiş aslında filmde çokça...
trafik kazları hakkında detaylı bilgi için tık.
Yol kenarında piknik yapan insanlar.. Kocaman erkeklerin el kol şakaları..
Feribota biniş ve inişlerde yaşananlar...
Sarı bir Mercedes'in Solmazlara don indirttiği gerçeği...
Arabaların armalarının bir zamanlar çalınır olduğu... Memleketimde hırsızlık da var çok şükür (!)... Araba arması nedir! Onu neden çalarlar..
Değnekçiler... Gerçi İspark'ın gelişiyle İstanbul'da azaldılar ama yok değiller.. Gel gel gel !! der 5 lirayı beğenmez 10 lira verirsin ama arabana da göz kulak da olayım demez bu adamlar. Tuhaf bi meslek.
gibi gibi gibi...
İzlemenizi tavsiye ederim.. Aman Türk filmi, hiç sevmem yaklaşımından uzak, objektif gözlerle....
30 Ocak 2012 Pazartesi
neyseki ütü ve yıkanacak çamaşır konusunu bu hafta sonu çözdüm. nasıl mı? tabii ki nerdeyse tüm hafta sonu çamaşır yıkayarak ve ütü yaparak. daha önceden ütüleyip de kaldırmadıklarımı kaldırarak :)) mucizevi bir çözüm kabul ediyorum..:)
ben ütü yaparken horoz biraz sıkıldı... ama ne yapayım bitirmek zorundaydım.yoksa huzursuzluk devam edecekti tüm hafta...
hafta sonu arkadaştan aldığımız filmleri izlemeye başladık.. izlemeye başladık da sonunu getiremedik. o veya bu sebepten :) uyuduk yahuuu... dün akşam saat 22.15te uyudum. Sabah da yataktan kazınmadan kalktım.
demekki neymiş, erken yataaarım erken kalkarııım bir yumurtaayı sütle çırparım...
kendime söz, çamaşır biriktimek yok. herşey yerli yerine...
ben ütü yaparken horoz biraz sıkıldı... ama ne yapayım bitirmek zorundaydım.yoksa huzursuzluk devam edecekti tüm hafta...
hafta sonu arkadaştan aldığımız filmleri izlemeye başladık.. izlemeye başladık da sonunu getiremedik. o veya bu sebepten :) uyuduk yahuuu... dün akşam saat 22.15te uyudum. Sabah da yataktan kazınmadan kalktım.
demekki neymiş, erken yataaarım erken kalkarııım bir yumurtaayı sütle çırparım...
kendime söz, çamaşır biriktimek yok. herşey yerli yerine...
26 Ocak 2012 Perşembe
Çalışan Kadının Duası
Ve yeni evlilerin bilmem kaç kez yaşanmış dramını yaşıyorum; yani çalışan yeni evlilerin.. Az zamana çok iş sığdıramama, zamanın esiri olma, zamanla yarışma.. Sabah 7.30da başlayan mesai akşam 6.30da bitip 8e doğru eve varınca el yüz yıkama,yemek hazırlama, masayı toplama, bulaşık makinesi boşaltma , kirlileri makineye dizme derken demlenen çayla salona geçme saatim 10u geçiyor.. Sonra biten makinenin içinden çıkardığım çamaşırları asmak bile gelmiyor içimden.. Topladıklarımı katlayacak isteğim olmuyor.. Evde olduğumda böyle bir hızlandırılmış gece yaşıyorum
... Evde değilsek eğer, bir yerlere gitmişsek dönüşünde arabada düşünüyorum, eve gidince mi alsam duşu sabah uyanınca mı.. Erken geliriz de makineyi öyle çalıştırırım dye düşünüp yıkamadığım çamaşırlar içinse makineyi çalıştırmak apartman dairesinde oturan bizler için düşüncesizlik demek, hem bize hem başkalarına düşüncesizlik, gecenin o saatinde zınnn zınnn zınnn diye dönen makinenin sesi....sıkmaya geçince uçak moduna.. ve sonra çamaşırlar bir sonraki güne kalıyor... Bir sonraki gün .. bir sonraki gün derken bakmışım birikmiş... Sabah ne giyeceğimi şaşırıp dağıttığım dolabımı toplamak 10 dakikamı alacakken onu bile düzenlemekten kaçıyor gibiyim.
Temizlikçi çağırayım haftada bir gün gelsin ve çamaşır ütü işini halletsin, olmuyor;
Bahçeşehirde yeni yapılan bir sitede oturuyoruz, eve giden yolda 10larca aç köpek var ve saldırganlar, kadıncağız o yolu nasıl geçsin tek başına, benim getirip götürmem gerek onda da saatler hiç uygun değil...
Ev işleri konusunda sıkıntılıyım biraz anlayacağınız..Uzun mesai saatlerinin ardından akşam eve gittiğimde kısacık süreye çok şey sığdırma gücü ver ya Rabbim! amin...
Tek sorunum bu :) Ne mutlu :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
