13 Şubat 2012 Pazartesi

Sarı Mercedes-Fikrimin İnce Gülü

Evde olduğumuz akşamlar film izliyoruz Horozla.Evde olduğumuz akşamlar diyorum çünkü akraba ziyaretleri, bize gelenler derken bir bakmışız hafta bitmiş...

Bu bir film eleştirileri blogu değil elbette ama Tunç Okan'ın yeni izlediğim iki filminden bahsetmeden geçemeyeceğim...

Önce Sarı Mercedes'i izledik.. Adalet Ağaoğlu'nunFikrimin İnce Gülü romanı ve Tuç Okan yönetmenliği...
Ankara'nın bir köyünden Almanya'ya çalışmaya giden ve orada çöpçülük yapan İlyas Salman yani Bayram...
Gözünden bile sakındığı arabası Balkız.
Geride bıraktığı Kezban.
Bayrm Almanyada yemeden içmeden biriktirdiği parasıyla sarı bir Mercedes alır.  Onunla Türkiye'ye gelir.. Gümrükte yaşananlar, arabasına olan aşkı, yolda giderken özlediği köyü ve yaşadıklarının hayali...

Bayram, Almanya'ya giderken sevdiği kızdan hiç de üzülmeden ayrılıyor. Geri dönüşünde onu bulacağından çok emin......

Uyruksuz ve ikametsiz bir insan olduğumuzu düşünerek izledik filmi. Bakan gözün tarafı olduğunda işin içine duygular girip objekliflik yitiyor çünkü. Trafik kazaları örneğin, alışık olduğum gözlerle baktığımda filmde aslında bizi anlattığını göremiyorum.. Çok sık mesafalerde yapılan kazalar.. Alışmışız yılda bilmem kaç bin kişinin trafikte hayatını kaybetmesine... Düşünebiliyor musunuz yılda 570 bin küsür insan ölüyor bir ülkede !! Hastalıktan değil, doğal bir afetten değil, insandan!!!  Tunç Okan buna değinmiş aslında filmde çokça...

trafik kazları hakkında detaylı bilgi için tık.

Yol kenarında piknik yapan insanlar.. Kocaman erkeklerin el kol şakaları..

Feribota biniş ve inişlerde yaşananlar...

Sarı bir Mercedes'in Solmazlara don indirttiği gerçeği...

Arabaların armalarının bir zamanlar çalınır olduğu... Memleketimde hırsızlık da var çok şükür (!)... Araba arması nedir! Onu neden çalarlar..

Değnekçiler... Gerçi İspark'ın gelişiyle İstanbul'da azaldılar ama yok değiller.. Gel gel gel !! der 5 lirayı beğenmez 10 lira verirsin ama arabana da göz kulak da olayım demez bu adamlar. Tuhaf bi meslek.

gibi gibi gibi...

İzlemenizi tavsiye ederim.. Aman Türk filmi, hiç sevmem yaklaşımından uzak, objektif gözlerle....

30 Ocak 2012 Pazartesi

neyseki ütü ve yıkanacak çamaşır konusunu bu hafta sonu çözdüm. nasıl mı? tabii ki nerdeyse tüm hafta sonu çamaşır yıkayarak ve ütü yaparak. daha önceden ütüleyip de kaldırmadıklarımı kaldırarak :)) mucizevi bir çözüm kabul ediyorum..:)

ben ütü yaparken horoz biraz sıkıldı... ama ne yapayım bitirmek zorundaydım.yoksa huzursuzluk devam edecekti tüm hafta...

hafta sonu arkadaştan aldığımız filmleri izlemeye başladık.. izlemeye başladık da sonunu getiremedik. o veya bu sebepten :) uyuduk yahuuu... dün akşam saat 22.15te uyudum. Sabah da yataktan kazınmadan kalktım.

demekki neymiş, erken yataaarım erken kalkarııım bir yumurtaayı sütle çırparım...

kendime söz, çamaşır biriktimek yok. herşey yerli yerine...

26 Ocak 2012 Perşembe

Çalışan Kadının Duası

Ve yeni evlilerin bilmem kaç kez yaşanmış dramını yaşıyorum; yani çalışan yeni evlilerin.. Az zamana çok iş sığdıramama, zamanın esiri olma, zamanla yarışma..

 Sabah 7.30da başlayan mesai akşam 6.30da bitip 8e doğru eve varınca el yüz yıkama,yemek hazırlama, masayı toplama, bulaşık makinesi boşaltma , kirlileri makineye dizme derken demlenen çayla salona geçme saatim 10u geçiyor..  Sonra biten makinenin içinden çıkardığım çamaşırları asmak bile gelmiyor içimden.. Topladıklarımı katlayacak isteğim olmuyor..  Evde olduğumda böyle bir hızlandırılmış gece yaşıyorum
...
Evde değilsek eğer, bir yerlere gitmişsek dönüşünde arabada düşünüyorum, eve gidince mi alsam duşu sabah uyanınca mı.. Erken geliriz de makineyi öyle çalıştırırım dye düşünüp yıkamadığım çamaşırlar içinse makineyi çalıştırmak apartman dairesinde oturan bizler için düşüncesizlik demek, hem bize hem başkalarına düşüncesizlik, gecenin o saatinde zınnn zınnn zınnn diye dönen makinenin sesi....sıkmaya geçince uçak moduna.. ve sonra çamaşırlar bir sonraki güne kalıyor... Bir sonraki gün .. bir sonraki gün derken bakmışım birikmiş... Sabah ne giyeceğimi şaşırıp dağıttığım dolabımı toplamak 10 dakikamı alacakken onu bile düzenlemekten kaçıyor gibiyim.

Temizlikçi çağırayım haftada bir gün gelsin ve çamaşır ütü işini halletsin, olmuyor;
Bahçeşehirde yeni yapılan bir sitede oturuyoruz, eve giden yolda 10larca aç köpek var ve saldırganlar, kadıncağız o yolu nasıl geçsin tek başına, benim getirip götürmem gerek onda da saatler hiç uygun değil...

Ev işleri konusunda sıkıntılıyım biraz anlayacağınız..Uzun mesai saatlerinin ardından akşam eve gittiğimde kısacık süreye çok şey sığdırma gücü ver ya Rabbim! amin...

Tek sorunum bu :) Ne mutlu :)

23 Ocak 2012 Pazartesi

Güzel Şeyleri Söylemekte Cömert Olmak

Horoz sıradan olan şeylerden pek hoşlanmaz.. Ne sıradan kadınlardan ne erkeklerden ne çocuklardan ne maddelerden.. Geçen gün internetten sehpa siparişi vermiştik geldi. Beğenip beğenmediğimi sordu. "Beğendim.. Sıradan değiller..... "dedim..
"Sıradan olmayan şeyleri severim ben." dedi. "Seni de sıradan olmadığın için seviyorum." dedi.
Mutlu oldum.

Bu diyalog şöyle de olabilirdi:
Beğendim, sıradan değiller.
Bende beğendim.

Cömert olmak ne güzel...
Sözcüklerde cömert olmak. Güzel duyguları ifade etmekte cömert olmak...
Cömert bir sevgilim var. Şanslıyım :) Mutluyum :)

foto